|
AŞIRI HAREKETLİLİK (hiperaktivite)
Aslında her çocuğun hareketli olması beklenir. Çocuk koşar, düşer
ve gürültü çıkararak oynar. Bunların hepsi
doğal karşılanabilir. Ancak Dikkat Eksikliği
ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) 'da ise
çocuğun hareketliği aşırıdır ve yaşıtlarıyla
kıyaslandığında farklılık hemen anlaşılır.
Genellikle bu çocuklar bir motor tarafından
sürülüyormuş gibi sürekli hareket
halindedirler. Bitmek tükenmek bilmeyen bir
enerjileri vardır. Yükseklere tırmanır,
koltuk tepelerinde gezer, ev içinde
koşuşturur ve dur sözünden anlamazlar. Sakin
bir şeklide oynamayı beceremez, bir süre
sakin bir şekilde oturamazlar. Oturmaları
gereken durumlarda ise elleri ayakları kıpır
kıpırdır. Çok konuşur, iki kişi konuşurken
sık sık lafa girerler. Masanın başında
oturamaz, dolayısıyla derslerini uygun
mekanlarda çalışamazlar.
Dikkat Eksikliği
Çocukta dikkat kusuru özellikle eğitim hayatının başlamasıyla
belirgin hale gelir. Okul öncesi dönemde de
her şeyden çabuk sıkılan ve bıkan bu
çocuklar, oyuncaklardan dahi sıkılıp kısa
bir süre sonra onları parçalamayı tercih
ederler. Okulun başlamasıyla birlikte
öğrenmeye karşı ilgisizdirler. Ödev yapmayı
sevmez, anne/baba ve öğretmenin zoruyla ödev
yaparlar. Ödevleri yapmakta hayli
zorlanırlar. Masanın başına oturamaz,
otursalar dahi çeşitli bahaneler uydurarak
(tuvalete gitme, su içme gibi) sık sık masa
başından kalkarlar. Anne/babayı ders
çalışırken sürekli yanlarında isterler.
Üzerine aldıkları bir işi sürekli bitirmekte
zorlanır, bir işi bitirmeden hemen diğerine
geçerler. Kendileriyle konuşulduğunda sanki
konuşanı dinlemiyormuş görüntüsü verirler.
Bir komutu birkaç defa söyledikten sonra
yerine getirirler.
Sınıfta dersi takip etmedikleri gözlenir. Dışarıdan gelen
uyarılarla hemen dikkatleri dağılır. Ders
dışı işlerle fazlaca ilgilenir, elindeki
kalem, defter ve oyuncak gibi malzemeyle
uğraşır, dersi takip edemezler. Derste
sıkılmaları nedeniyle sınıfın dikkatini ve
huzurunu bozacak davranışlar
sergileyebilirler (derste konuşma,
arkadaşlarına laf atma ve garip sesler
çıkarma gibi).
Okuma ve yazma kaliteleri yaşıtlarından kötü, defter düzeni ve
yazıları bozuk olabilir. Okurken sık hata
yapabilir ve cümlenin sonunda kelime
uydurmalarına rastlanabilir. Unutkandırlar.
Sınıfta sık eşya kaybetme yanında, iyi
öğrendiklerini düşündüğünüz bir bilgiyi de
çabuk unutabilirler.
Dikkat eksikliği okul öncesi dönemde pek fark edilmeyebilir. Ancak
bu çocukların bir kısmı ders dışı işlerde de
çabuk sıkılma belirtileri gösterirler. Zeka
düzeyi iyi olan ve ek olarak özel öğrenme
güçlüğü olmayan çocuklar ilkokulun 3. ve 4.
sınıflarına kadar derslerde sorun
yaşamayabilirler. Çalışmadıkları ve dersi
iyi takip etmedikleri halde notları kötü
olmayabilir. Derslerin ağırlaşmasıyla
birlikte başarıda ciddi düşüşler yaşanmaya
başlanır.
Ev içinde günlük yapmaları gereken işler konusunda sorumluluk almak
istemezler. Genellikle dağınıktırlar ve
kurallardan hoşlanmazlar.
İmpulsivite
(Dürtüsellik)
Sonunu düşünmeden eyleme geçme olarak tarif edilebilecek olan
impulsivite, bu çocukların uyumlarını bozan
en ciddi belirti kümesidir. Sabırsızlıkları,
sırasını beklemekte güçlük çekmeleri ve
yönergeleri dinlemeleri tipik
özellikleridir. Sonuçta kendisi ve
çevresindekiler için zararlı olabilecek
fevri hareketleri ve sınır tanımadaki
zorlukları davranış sorunlarının ilk
habercileri gibidir. Yaşıtlarıyla birlikte
olduklarında olaylara aşırı tepki vermeleri
ve fiil ve sözle arkadaşlarını rahatsız
etmeleri nedeniyle toplum içinde istenmeyen
adam ilan edilirler.
Alt Tipleri
Önceleri dikkat eksikliği hiperaktivite tablosunun aynı yoğunlukta
bulundukları düşünülürdü. Oysa şimdi
DEHB'nun farklı alt tipleri tariflenerek
tanısal yaklaşımlar yeniden düzenlenmiştir.
Bileşik Tip
Klasik anlamda DEHB dendiğinde anlaşılan bileşik tiptir. Dikkat
eksikliği belirtilerinin yanında
hiperaktivite belirtileri de bulunmaktadır.
Hiperaktivite ve İmpulsivitenin Önde
Geldiği Tip
Hiperaktivite ve impulsivite belirtileri belirgin iken eksikliği
belirtileri daha az gözlenir. Genellikle
ders başarıları kötü değildir, ancak
bulundukları ortamda hiperaktivite ve
impulsiviteleri nedeniyle uyum sorunu
yaşarlar.
Dikkatsizliğin Önde Geldiği Tip
Dikkat eksikliği belirtileri belirgin iken hiperaktivite ve
impulsivite belirtileri daha az gözlenir.
Genellikle ders başarıları iyi değildir,
ancak hiperaktivite ve impulsiviteleri
belirgin olmadığından uyum sorunu
yaşamazlar.
Görülme Yaşı, Cinsler
Arası Fark ve Görülme Sıklığı
Belirtilerin 7 yaşından önce başlaması gerekir. Genellikle 4-5
yaşlarında belirtiler belirgin hale gelir.
Ancak bir kısmı bebekliklerinden itibaren
huysuzlukları az uyumaları ve az yemeleri
ile dikkat çekerler. Okul döneminin
başlamasıyla dikkat eksikliğine bağlı
öğrenme sorunlarının gündeme gelmesi ve
arkadaşlarla olan sorunları aileyi tedirgin
etmeye başlar. Ergenlik döneminde ise okul
başarısızlığı yanında davranış sorunları ve
aileye karşı gelişen tutumlar gözlenir.
Ergenlikte aşırı hareketsizlik azalır ve
yerine çabuk sıkılma ve dikkat kusuru
belirgin olur.
Erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık rastlanır. Erkek
çocuklarda genellikle hiperaktivite ve
impulsivite belirtileri ön planda iken, kız
çocuklarında daha çok dikkat eksikliği
belirgindir. DEHB her kültür ve toplumda
görülen bir bozukluktur. Toplumda görülme
sıklığı farklı araştırmalarda farklı
sonuçlar elde edilmesine karşın yaklaşık
%5-6 gibidir.
Ülkemizde
Hiperaktivite
Batı toplumlarında ve özellikle A.B.D'de DEHB tanısının fazlaca
konduğu tartışmaları sürerken, maalesef
ülkemizde Çocuk Psikiyatristi sayındaki
yetersizlik bu çocuklardan önemli bir
kısmının zamanında gerekli tedavi programına
alınmasını engellemektedir. Toplumumuzdaki
hiperaktivite konusunda yanlış ve eksik
bilgilerin tedaviyi engelleyici veya
geciktirici bir yanı vardır. Halk arasında
DEHB belirtileri yanlış bir şekildi üstün
zekalı olma, şımarıklık, terbiyesizlik,
tembellik ve huysuzluk gibi terimlerle izah
edilmeye çalışılır. Dolayısıyla belirtileri
görmezlikten gelmeden, şiddet uygulamaya
kadar geniş bir yelpazede çözüm aranır.
Belirtileri bu sorunun yansımaları olarak
görmek yerine suçlu aramak ve sonunda çocuğu
cezalandırmak aslında en büyük çözümsüzlüğü
üretmek demektir.
Anne/babaların sürekli birbirlerini suçlayarak, 'adeta sorunun
nedeni ben değilim' mesajını vermeye
çalışmaları, ev içindeki huzuru bozarak
çocuğa ulaşmamızı daha da güçleştirir. Başta
eğitimciler olmak üzere çocukla ilgili her
kesimin DEHB hakkında temel bilgilere sahip
olması gerekir. Toplumda yaygınlığı hiç de
azımsanmayacak oranda olan bu sağlık ve
eğitim sorunun erken teşhisi anne-baba-çocuk
üçgeninde oluşacak yanlış tutumların en aza
indirilmesini sağlar.
Tedavi
Tedavinin ilk şartı, aile okul ve hekim arasında sıkı işbirliğidir.
Çünkü DEHB evde olduğu kadar okulda da sorun
yaşanmasına neden olur. Öğrenmeyle ilgili
sorunlar yanında arkadaş ilişkilerinde
yaşanan sorunlar ve kurallara uyma güçlüğü
aile ve okulun ortak ve sağlıklı
yaklaşımlarıyla aşılabilir.
Öncelikle ailenin hiperaktivite hakkında bilgi sahibi olması
gerekir. Çünkü çocukta var olan sorunların
nedenlerini başka yerlerde aramak, çözüm
üretmeyi engellediği gibi, telafisi mümkün
olmayan yanlış yaklaşımlar sergilenmesine
neden olacaktır. Çocukla olan ilişkimizi
düzenleyebilmek için DEHB belirtilerini
yanlış yorumlamamak gerekir. Çocuğun
davranışlarını yada derslerle ilgili
zorluğunu yaramazlık yada tembellik olarak
yorumlayan anne-babalar çocukla
ilişkilerinin bozacak derecede sürekli ceza
verme eğilimindedirler. Oysa bu çocukların
cezalardan pek anlamadıkları kısa süre
içinde görülecektir. Tedavide çocukla
yeniden sağlıklı ilişki kurabilmenin yolları
aranır. Ailenin çocuğa yönelik tutumları
gözden geçirilerek yanlışlar ayıklanmaya
çalışılır.
DEHB'nun tedavisinde ilaçlar önemli yer tutarlar. Dikkat arttırmaya
ve davranışların kontrol edilmesine yönelik
ilaç tedavisi uzun yıllardır
kullanılmaktadır. Stimülanların bulunmasıyla
ilaç tedavisinde ciddi gelişmeler olmuştur.
Günümüzde DEHB'nun tedavisinde Metylfenidat,
dextroamfetamin ve pemolin gibi
stimülanların yanında bazı antidepresan ve
karbamezapin'den yarar görüldüğü
bilinmektedir. Medikal tedaviden elde edilen
sonuçlar çocuğun yaşı, zeka düzeyi, ailenin
tedaviye uyumu ve sebatı gibi faktörlerden
etkilenmektedir. Stimülanların devreye
girmesiyle tedaviden elde edilen başarı
oranı oldukça artmıştır. Stimülanlar;
tedavideki başarıları yanında, güvenilir
ilaç olmaları, çocuklarda bağımlılık
yapmamaları ve yan etkilerinin az olması
nedeniyle tercih edilirler.
Ülkemizde psikiyatrik ilaç kullanımı konusundaki yanlış
bilgilenmeler DEHB olan çocukların
gerektiğinde ilaç kullanmalarını da
engellemektedir. Ailenin yan etkilerden
korkarak ilaç reddetmesi, tedaviyi
geciktirmekte ve sonradan geri dönüşümü
olmayan sonuçlar doğurabilmektedir.
Öğrenme güçlüğü çeken çocuklarda özel eğitim programlarının
uygulanması gerekebilir. Kalabalık
sınıflarda dikkatlerinin dağılması nedeniyle
öğrenemeyen çocuklara bireysel eğitim
öğrenemeyen çocuklara bireysel eğitim
desteği verilmelidir. Olumsuz davranışların
düzeltilmesi ve yerine olumlu davranışların
konulması için çeşitli destekleyici ve
davranışçı tedavi teknikleri uygulanabilir.
Kaynak:
www.pedam.com.tr
|